Sarı Şovalyenin Düşünceleri
Sarı, oturuyordu sarı dağın tepesinde.
Gözününün seçebildiği sonsuzluklara bakıyor;
Ama hiçbir şey göremiyordu neden ise.
Sarı, bakıyordu yine, yerden göğe yükselen kumların şekline.
Hepsi elmas kadar saydam, kuvars kadar tekdüze
ve komşu olduklarını bildiği sonsuzluklarında göklerini taşıyorlar birlikte.
Sarı dağ sonsuz bir yurdu gölgeliyor yine,
Sonsuz sayıda, sonsuz insan
ve hepsi de sonsuz kere anlaşmışlar birbirleriyle.
Burasında herşey böyle;
Saydam gölgelere düşmüş yurtlar,
Nehir gibi akan kumlar,
Herşeyi içine alan sütunlar,
ve insanlar...
Okuduğumuzda anlaşılamayan şekilde,
615'in dilinde de yok
495 inkinde de...
Sadece bilirlerdi, her şeyi ve her kimseyi
Sonsuz sayıda sonsuz kere sonsuzluğun içinde anlaşmış insanlar.
Peki Neyi?
Sezgi, Öfke, Neşe
Buruk düşüncelerle oynaşan her köşe
ve ne birbirlerinden uzak,
ve ne de yakın;
Ancak her şey açık
ve ancak herşey kapalı olduğunda,
Zihinlerdeki her girdap berraktı ve de tüm ayrıntılarıyla,
ve yine pusluydu bütün taşkınlıklarıyla.
Peki her kimse?
Her kimse 615'lilerdi,
Her kimse 495'lilerdi,
Ancak her kimse sadece birbirleriydi.
Çünkü sadece birbirleri için karşılıklıydı,
Diğer türlüsü ise sadece bir solukluk ateşkes.
Peki, Ama, Ancak, Sarı niye oturuyor bu tepede?
Satırlar ilerledikçe neden büzülüyor aklı,
Neden cam gibi bir sis sarıyor etrafı,
ve neden soruyor, ve kime?
615 ve 495 yanımızdalar her zamanki gibi,
Sarı Dağ okuyanın göremeyeceği sonsuzlukları gösteriyor,
Kumlar akıyor yavaşça saydam, sabit ve göğe.
O zaman bu göremediği şey ne?
Saydam bir cam nasıl engeller görüşü,
Geçirmez mi delikli kumaş şarabı,
Akmaz mı yırtık bir duvardan hane sedası
Ve de bilinmez mi çatlaklardan damlayan suların üzerinde denizler olduğu
Varsa bilen
Varsa gören
Ve varsa o
Nasıl olmaz ki cevabı?
Yoksa,
İlk gelen o mu buraya,
Üzerine saydam tahtalar çakılmış
Saydam camların önüne.
Neresi burası ve neden?
Bu çok saçma,
Bu sonsuz insanın,
Sonsuz kere,
Sonsuzluk üzerine anlaşmasından da,
Bunu anlatan satırlardan da,
Okuyan gözlerin tükenen sabrından da saçma.
Ve başta bekleyen maiçfktıah dan da.
Sanırısa Sarı dağın gölgelerinin bir yerinde,
Bir şekilde,
Görünmez taneler biçiminde,
Akıyor zihnine,
Her ne kadar
ne olduğunu
nerede olduğunu,
nasıl olduğunu
neden olduğunu
bilse de yine de...
Ve sözünün kesileceğine dair anlaştıkları
bir akıntı da katılayazıyor bu selin içine...
Plkukra şbobpgkrbk naışfdf utuöujuk ıbkaöfka ngög raea bögsgylö.
"Nu kb rbjbı?" sbıigkrb plöuylö.
Paöf gpb ruöuylö, şbıöaö vb şbıöaö ebö şakb ngöbö ngöbö ucuışak ıayaöıbk rüsükhbibögkgk tgzçgpg ıaynlijus eairb "Ngijgylöuj" rgyb yakfşifylö.
Gıgpg rb sasföfylöiaö, tükıü ngög hbvanfkf ngirgdg ngö plöukuk hbvanfkf aifylö vb rgdbög gpb plöupuku ngijbrgdg ngö hbvanf vbögylö.
"Sgjrg kb liahaı?" rgyb gşbigylö ıayfşpfzha, çmzibög paöf ıayaifıiaörak ıayjayak Paöfya.
Nbıigylöiaö ngöaz, Paöfkfk çgöraoiaöfkf gzigylöiaö, çbibkgk raiçaiaöfkf çmziüylöiaö vb ılkusjaya şbıöaö iüzuj liukha ngö pbp yüıpbigylö yavasta "Yühbibö nbkg tadföahaışfö pakföfj."
"Vb plköa?"
"Plköa-" rgylö Paöf, vb apifkra iüzujpuz liak ılkusjaiaöf nu pbcbö çbötbışbk oayiasşfıiaöf ngö çgöraoşak pmzibög tfıaöfylö,"-pfkf ngijgylöpuk..."
Plkukra Paöf paöf ucudu aörfka aifylö vb payraj ngö oupu ıaoiayak sbccac şaeşaiaöfk gtgkrbk parbhb çmzibögkgk gtgkrb ıg rlkuı ngö naıfs vb jaş ngö çüiüs pbtgigylö.
Vb ıujiaö yuöru çmiçbigylö,
Paöf rad aıfylö plkpuz tbvöbkrbk,
Jaş çüiüs pgpgk gtgkrb ıaynliuylö,
Gıg rlkuı naıfs nuiusuöıbk
vb rb çmöükjbz obörb eâiâ nlyu raiçaiaöia lykasföıbk.
Bildirimler
Yeni bölümlerden haberdar olun.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.
Yorum yaz
"Cilt I: 587" için yorum yazmadan önce üst menüden giriş yapmanız gerekiyor.
Magic link’e tıkladığınızda bu cihazda 30 gün boyunca yorum oturumu açık kalır.
